1 Ocak 2017 Pazar

Reyna Sahibi MEHMET KOÇARSLAN KİMDİR

Reina saldırısı sonrası herkes gündeme gelen Reina'nın sahibi kimdir sorusunun yanıtını merak ediyor. İşte saldırıya uğrayan Reina'nın sahibi Mehmet Koçarslan'ın hayatı...
        Reina'nın sahibi Mehmet Koçarslan kimdir saldırı sonrası ilk açıklama Reina saldırısı sonrası herkes Reina'nın sahibi Mehmet Koçarslan kimdir sorusunun yanıtını merak ediyor. İşte saldırıya uğrayan Reina'nın sahibi Mehmet Koçarslan'ın hayatı...
        İSTANBUL'un en ünlü mekanlarından Reina, 2017 kutlamaları sürerken Noel Baba kostümü giyen 2 kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırı sonrası akıllarda Reina'nın sahibi kim? Reina'nın sahibi Mehmet Koçarslan kimdir, nerelidir, ailesi kim? sorularının yanıtları merak konusu oldu.
                                                 
       Reina'nın sahibi Mehmet Koçarslan, Tuncelili bir kömür tüccarı. 1958 Tunceli doğumlu olan Mehmet Koçarslan, 25 yıl boyunca İstanbul'da kömürcülük yaptı. Aile şirketindeki bu madencilik işinin dışında, ithalatla uğraştı. Bir dönemin efsane gece kulübü Laila'nın yanın açtığı Reina ile sesini duyuran Mehmet Koçarslan, mekanın uzun yıllardır işletmeciliğini yapıyor. 3 çocuk babası Mehmet Koçarsan, Reina'nın yanı sıra Galatarasay Adası olarak da bilinen Su Ada'nın işletmecisi. 

 REİNA SALDIRISI SONRASI AÇIKLAMA YAPTI Mehmet Koçarslan Reina saldırısın ilişkin de şu açıklamayı yaptı. “İçeri giren şerefsizler Kalaşnikoflarla taramışlar. Amerikan istihbaratı bunun bilgisini vermişti. 1 hafta 10 gün süreyle buralarda deniz dahil güvenlik önlemleri alındı. Sonra ne oldu? Göz göre göre bu saldırı meydana geldi.”

26 Aralık 2016 Pazartesi

Abdullah Çatlı Kimdir?

Abdullah Çatlı

abdullah çatlı kimdir ile ilgili görsel sonucu

Doğum 1 Haziran 1956

Nevşehir, Türkiye

Ölüm 3 Kasım 1996 (40 yaşında)

Susurluk, Balıkesir, Türkiye

Ölüm sebebi Susurluk Kazası

Defin yeri Nevşehir Kaldırım Mezarlığı

Milliyet Türk

Vatandaşlık Türkiye

Etkin yıllar 1977- 1996

Tanınma nedeni Derin Devlet Ajanı, Mafya babası, Kontrgerilla mensubu

Ebeveyn(ler) Ahmet Çatlı

Remziye Çatlı

Evlilik(ler) Meral Aydoğan (1974-1996)

Çocuk(lar) Selcen Çatlı

Gökçen Çatlı

Abdullah Çatlı (1 Haziran 1956, Nevşehir - 3 Kasım 1996; Susurluk, Balıkesir), Ülkücü, uyuşturucu kaçakçısı [1][2][3][4] derin devlet ajanı ve kontrgerilla mensubu.[5][6][7]


Hayatı

1977'de Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanlığına, 25 Mayıs 1978'te de Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcılığı'na seçildi. 11 Temmuz 1978'de Ankara'da Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert'in öldürülmesi olayının faili olarak Ankara 5.Sulh Ceza Mahkemesi'nce hakkında gıyabi tevkif kararı verildi. 23 Ağustos 1978'de Sakarya ilinde yakalandı ve gözaltına alındı.


Abdullah Çatlı'nın, 9 Ekim 1978'de de Ankara ili Bahçelievler semtindeki 7 TİP'linin öldürülmesi olayının planlayıcısı ve baş sorumlusu olduğu iddialarına ilişkin tutuklama kararı olayın üzerinden 4 yıl, 4 ay geçmesinden sonra gerçekleştirilebildi.


Çatlı, 12 Eylül Darbesi'ni izleyen aylarda yurt dışına çıktı. Bulgaristan ve Viyana'da bir süre kaldı. 22 Şubat 1982'de, İsviçre'de Mehmet Özbay adına düzenlenmiş pasaport ile yakalandı, ancak serbest bırakıldı. 22 Ekim 1983'de Paris'te MİT ile ilişkiye geçtiği ve ASALA'ya karşı 5 eylemde kullanıldığı MİT resmi belgelerinde yer aldı.[kaynak belirtilmeli] İstihbaratçı Korkut Eken de Abdullah Çatlı'nın 1980'li yılların başlarında MİT ile ilişkisi olduğu ifade etmiştir.[8] 22 Ekim 1984'de Paris'te yakalandığında üzerinde Hasan Kurtoğlu adına düzenlenmiş bir pasaport vardı. Çatlı, Fransa'da 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 16 Eylül 1985'de Papa Suikasti davasında tanık olarak konuştu. Oral Çelik'in suikast ile ilgisi olmadığını, Mehmet Ali Ağca'nın Bulgar ajanı olabileceğini iddia etti. Çatlı, kısa bir süre sonra Fransa tarafından 7 yıl ceza aldığı İsviçre'ye iade edildi. 21 Mart 1990'da Bostadel Cezaevi'nden kaçtı.


1993'de Türkiye'ye gelen ve taşıdığı Şahin Ekli adına düzenlenmiş pasaport ile gözaltına alınan Çatlı, aynı tarihte serbest bırakıldı. Çatlı'nın 26 Nisan 1996'da Ömer Lütfü Topal ile aynı uçakta Kıbrıs'a gittiği ve aynı otelde kaldıktan sonra 1 Mayıs 1996'da geri döndüğü de kayıtlardan ortaya çıktı.


Ölümü

3 Kasım 1996'da Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarında tarihe Susurluk kazası olarak geçen trafik kazasında öldü. Kaza sırasında Çatlı'nın yanında, arka sol tarafta oturan Gonca Us ve arabayı kullanan İstanbul eski emniyet müdür yardımcısı Hüseyin Kocadağ da ölmüştür. Aracın içindeki dört kişiden yalnızca dönemin DYP milletvekili Sedat Edip Bucak kurtulabilmiştir.


Nevşehir'de yapılan cenaze töreninde, Türk bayrağına sarılı tabutu Nevşehir Kaldırım Mezarlığına defnedildi.


Ölümü hakkında komplo teorileri mevcuttur. Kaza yapan aracın fren sisteminin bozulması ve kazadan sonra boynu kırılarak öldürüldüğünü bunların başında gelmektedir.[9] [10]


Hakkında

Kitaplar

Gökçen Çatlı, Babam Çatlı 2 - Çatlı Reis, Panama Yayıncılık, 2016 ISBN 6059127882

Gökçen Çatlı, Babam Çatlı, Timaş Yayınları, İstanbul, 2000

Ahmet Haldun Terzioğlu, Reisim Çatlı (Bozkurtların Kanunu), Kripto Basın Yayın ISBN 9786054125678

Çınar Özkan, Bir Vatan İki Reis, Güz Yayınları ISBN 9786053921981

Çınar Özkan, Çatlı Reis, Kum Saati Yayıncılık ISBN 9786053922544

Çınar Özkan, Reis, Kamer Yayınları ISBN 9789758035557

Doğan Yurdakul, Soner Yalçın, Reis Gladio'nun Türk Tetikçisi, Su Yayınları ISBN 9789759914929

Necdet Pekmezci, Derin Abiler, Kripto Basım Yayın ISBN 9786054125692

Necdet Pekmezci, 5-6-2 Tamam Değil Reis (Ben de Vardım), Kripto Basım Yayın ISBN 9786054125517

Hakan Türk, Abdullah Çatlı Kimdir?, Akademi TV Programcılık Yayın ISBN 9799758208004

Cemal Anadol, Teşkilat-ı Mahsusa'dan MİT'e Susurluk Dosyası, Bilge Karınca Yayınları ISBN 9786055642068

Şarkılar

Ali Kınık - Kuralsız

Ali Kınık - Alayına İsyan Reis

Ali Kınık - Kurtlar Sofrası

Ahmet Yılmaz - Saçlarına Aklar Düşmüş Be Reis

Atilla Yılmaz - Çatlı'nın Anısına

Atilla Yılmaz -Yolların Sonu

Ozan Ünsal - Koca Başkan

Ozan Gürsel - Ağlamaktan Gözlerimde Yaş Kalmadı Yaş Abdullah

Haluk Kırcı - Bırak Beni Eşkiya Bilsinler

Belgeseller

24 TV Keşke Olmasaydı Susurluk Abdullah Çatlı Belgeseli [11]

TRT Haber Büyük Takip Susurluk Dosyası [12]

TVNET Komplo Teorisi Susurluk Kazası [13]

Polat Alemdar benzetmeleri

Abdullah Çatlı'nın kızı Gökçen Çatlı bir röportajından Kurtlar Vadisi adlı televizyon dizinin baş kahramanı Polat Alemdar'ın babasına çok benzediğini belirtmiştir.[14] Abdullah Çatlı'nın erkek kardeşi Zeki Çatlı bir köşe yazarına Kurtlar Vadisi dizisi başlamadan önce dizinin konsept danışmanı Soner Yalçın'in kendisi ile agabeyi hakkında görüştüğünü ve sohbet ettiklerini belirtti. Zeki Çatlı sohbette abisinin anıları, kullandığı sözlerinin konuşulduğunu daha sonra ağabeyine ait sözlerin Kurtlar Vadisi dizinde gördüğünü söyledi. Zeki Çatlı, ağabeyinin Şeyh Şamil'e ait "Sonunu düşünen kahraman olamaz" sözünü çok kullandığını ve bunu Soner Yalçın'a anlattığını belirterek Kurtlar Vadisinde fenomen olan bu sözün kullanılmasına dikkat çekti. Zeki Çatlı, bir gün ağabeyi Abdullah Çatlı'nın kendisini aradığını ve "Yarın burada bir tren kazası haberi duyar ve ölmüş birinin üzerinde kimliğim çıkarsa inanmayın ama rolünüzü iyi oynayın." dediğini ve bu anıyıda Soner Yalçın'a anlattığını, dizide ise Ali Candan adlı karakterin bir kaza sonucu öldüğü haberinin yayılması ve estetik ameliyat ile yüzünün değiştirilmesi olayının bu anıya hitaben kurgulanmış olabileceğinden bahsetti.[15] Bazı köşe yazarları tarafından, Polat Alemdar adlı karakterin mafya lideri olması ve devlet adına bazı eylemlerde bulunması sebebiyle Abdullah Çatlı'yı temsil ettiğini iddia etmiştir. Dizinin yapımcıları bu iddiayı ne reddetmiş ne de kabul etmiştir.[16]

Adnan Oktar Kimdir?


adnan oktar kimdir ile ilgili görsel sonucu
Adnan Oktar
Adnan oktar 03.jpg
Doğum 2 Şubat 1956 (60 yaşında)
Ankara, Türkiye
Meslek Yazar, dini cemaat lideri, araştırmacı, BAV kurucusu
Adnan Oktar (d. 2 Şubat 1956, Ankara), Türk cemaat lideri, araştırmacı ve yazardır. Kamuoyunda kendisinin, zaman zaman Adnan Hoca olarak da anıldığı olmuştur.[1][2] Cemaatiyle birlikte hazırladığı kitaplarda kullandığı mahlas Harun Yahya'dır. Taraftarları arasında Ahmet ismini de kullanmıştır.[3]

Cemaati ile birlikte ateizm, Darwinizm ve Siyonizm karşıtı görüşlerini savunduğu kitaplar ve belgeseller hazırlamıştır. Kurucusu olduğu Bilim Araştırma Vakfı (BAV), kendi sitesinde amacının "Dünya çapında barış, huzur ve sevgi ortamı oluşturmak" olduğunu ifade etmiştir.[4] Milli Gazete ve Akit Gazetesi'nde bir dönem yazıları yayımlanmıştır.[5] BAV'ın, evrim karşıtı olduğu ve yaratılışçılığı savunduğu[6][7] ve bu duruşu yaygınlaştırmak için konferanslar düzenlediği bilinmektedir.[8] Çeşitli basın organlarında kendisini bazı suçlarla itham eden iddialarla da gündeme gelmiştir.[9][10]

İçindekiler  [gizle]
1 Biyografi
1.1 Seyyidlik ve Mehdîlik iddiaları
2 Eleştiriler (Sözdebilim)
3 Kendisi hakkında iddia ve ithamlar
3.1 Askerlik durumu
3.2 Uyuşturucu kullanımı iddiaları
3.3 Çıkar amaçlı örgüt kurma iddiaları
3.4 Yahudi karşıtlığı (antisemitizm)
3.5 Kızıl İmamcılar
4 Açtığı çeşitli davalar
5 Bibliyografya
5.1 Ahir Zaman, Mehdi ve İsa hakkında kitapları
5.2 Çocuklar hakkında kitapları
5.3 Atatürkçülük hakkında kitapları
5.4 Madde hakkında kitapları
5.5 Kitap ehli ve peygamberler hakkında kitapları
5.6 Tarih, politika ve strateji hakkında kitapları
5.7 Evrim teorisi hakkında kitapları
6 Ayrıca bakınız
7 Kaynakça
8 Dış bağlantılar
8.1 Taraftar
8.2 Eleştirel
Biyografi
Adnan Oktar, 2 Şubat 1956 tarihinde Ankara'da doğdu. Asıl adının Adnan Arslanoğulları olduğu öne sürülmektedir.[3] Basında yayınlanan askerliğe elverişli olduğuna dair Genelkurmay Başkanlığı Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından verildiği iddia edilen resmî belgelerde ise adı Adnan Oktar olarak görünmektedir.[11]

Babasını küçük yaşta kaybeden Adnan Oktar'ın annesinin adı Mediha, babasının adı Yusuf'tur. Oktar ilk ve orta öğrenimini Ankara'da, Ortaokulu Cebeci'de, liseyi Kurtuluş'ta okudu. Liseden sonra özel bir dershaneye giderek 1979 yılında İstanbul'daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimari bölümüne girdi. Bir süre sonra okuldan ayrılan Adnan Oktar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Tarih Bölümü'ne girdi. Daha sonra bu okulu da yarım bıraktı.

Harun Yahya mahlasıyla yayımladığı 285 adet kitabı olduğu öne sürülür. Bununla birlikte, Harun Yahya imzasıyla yayımlanan kitaplarını cemaati ile birlikte hazırlamaktadır.[12] Oktar, Harun ve Yahya peygamberlerin adlarından türettiği Harun Yahya takma adıyla çok sayıda biyolojik evrim karşıtı kitap hazırlamıştır. Oktar'a göre evrim, doğrudan materyalizm, nazizm, komünizm ve Budizm'le bağlantılı şeytanî bir öğretidir.[13] Oktar'ın kitaplarındaki iddiaların birçoğu köktendinci Hıristiyan Yaratılışçılığı ile benzerlik göstermektedir.[14]

Adnan Oktar gurubuna bağlı İnternet siteleri, TV ve değişik yayın araçlarıyla başlıca mehdilik, mehdi devri, evrim, yaratılış, ahir zaman, mesih, İsa'nın dönüşü gibi konularda yayın yapmaktadır. Bu yayınlarda özellikle mehdi ve evrimle ilgili konularda,[15] ilgili bilim çevrelerinin araştırmalarının "bilimsel tarafsızlık" ve propagandizm den uzak bir anlayışla yansıtıldığını söylemek mümkün değildir. Adnan Oktar kendisinin alim değil, cahil ve sıradan bir kişi olduğunu, bu konuları öğrenerek toplumla paylaşmak ve toplumun gündemine getirmek istediğini ifade etmektedir.

Seyyidlik ve Mehdîlik iddiaları
Adnan Oktar kendisinin Muhammed'in soyundan gelenler anlamında seyyidlerden olduğunu iddia etmektedir.[16]

Adnan Oktar'ın müritlerine kendisinin hadislerde sözü edilen kutsal kişi Mehdî olduğunu ima ettiğine ve onları buna inandırdığına dair bazı iddialar bulunmaktadır.[17][18][19]

Oktar, bir röportajında mehdîlik iddiasında bulunduğunu reddetmiştir.[20] Ancak aynı röportajında "Mehdî'nin Mehdî olduğunu söylemeyeceğini, bir insanın Mehdî olduğunu söylemesi halinde dinden çıkacağını, Mehdî hakkındaki hadislerle kendisi arasında 'tam bir uyum' olduğunu, Mehdî'nin tarifinin kendisine 'tıpatıp uyduğunu', yine de tüm bunların bir tesadüf olabileceğini" belirtmiştir.[20] Adnan Oktar kendisinin mehdilik iddia'larının ve kadınlarla ilişkilerinin sorulduğu tartışma programında kendisinin mehdi olmadığını, mehdilik iddiasında bulunmadığını, buna kanıt olarak da kendisinin alemci olduğunu, neşeli olduğunu ve kendisinin dedesi saydığı Muhammed'e benzer şekilde kadınlardan had safhada hoşlandığını ifade etmiştir.[21][22]

Adnan Oktar’a göre mehdilikle ilgili 200 hadis kendisine tıpatıp uymaktadır.[23] Ayrıca O’na göre Mehdi'nin ismi Adnan[24], çıkış yeri de İstanbul [25] olabilir. Adnan Oktar, kendisine ait bir sitede yayınlanan başka bir röportajında, Mehdi ve İsa'nın yeniden geldiklerini, şu an "dinsizlerin, materyalistlerin ve müşriklerin, siyasi ya da başka şekillerdeki saldırılarından korunmak için gizlendiklerini" ileri sürmüştür.[26]

Eleştiriler (Sözdebilim)
Adnan Oktar diğer birçok dini önderler gibi evrenin 7000 yıl önce, altı günlük bir zaman diliminde yaratılması gibi klasik yaratılışçılık anlayışının bazı unsurlarının yok sayıldığı veya birtakım değişikliklerle yeniden yorumlanarak topluma sunulduğu yeni bir yaratılışçılık modeli ile öne çıkmaktadır. Bu modelde evrim'in reddi en belirgin unsurdur. Diğer bir belirleyici unsur, evrenin varoluşunu açıklayan model teoriler arasından bigbang teorisinin tek bilimsel gerçek gibi kabul edilmesidir.

Adnan Oktar ve ekibinin ABD'de bilim çevrelerinde itibarı olmayan IRC (İnstitute for Creation Research) tipi yaratılışçılık ve sonrasında geliştirilen "akıllı tasarım" akımları ile bağlantılı olduğu ve referans vermese de onlardan kopya aldığı ifade edilmektedir.[27]

Adnan Oktar'ın Harun Yahya takma ismiyle yazıp ilim çevrelerine ve değişik ülkelere gönderdiği kitaplarında başvurduğu yöntemler ve değerlendirmeler akademisyenler tarafından tepki çekmektedir;

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ergi Deniz Özsoy'un ifadeleri: "O atlasın içinde bilim insanlarının ya da bilim eğitimi alan insanların ciddiye alacağı hiçbir şey yok. Daha önce başka yerlerde yayınlanmış fosillerden özenle çekilmiş fotoğraflar var içindeki metinler son derece gülünç, herhangi bir bilimsel bilgi aktarmıyorlar."

ODTÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykut Kence'nin ifadeleri: "Adnan Oktar'ın ne paleontoloji'de ne de biyoloji'de bu konularda söz söylemesine izin veren ne bir diploması ne de bir yetkinliği vardır. İçindeki desteksiz savları güzel resimlerle donatıp her tarafa dağıtmak bana en azından son derece gülünç geliyor.[28]

Richard Dawkins "Yaratılış Atlası" isimli kitapta sergilenen nesnel yanlışlıkları ortaya koyarak şu soruyu sormaktadır: "Bu kitabın pahalı ve ışıltılı üretimiyle içeriğin "nefes kesen anlamsızlığı"nı bağdaştırmakta aciz kalıyorum. Acaba gerçekten anlamsızlık mı, yoksa basit tembellik mi — ya da çoğunlukla Müslüman yaradılışçılar olan hedef kitlenin cehalet ve aptallığının alaycı farkındalığı mı?"[29][30][Görsel kaynak [31]]

Adnan Oktar ve ekibinin yaratılış ve evrim ile ilgili iddiaları için yazdığı Yaratılış Atlası isimli kitabına çok sayıda akademisyen bilim insanının katıldığı bir çalışmanın ürünü olan 450 sayfalık "Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği" isimli bir kitap ile cevap verilmiştir.(Erişim[32])[33]

Kendisi hakkında iddia ve ithamlar
Askerlik durumu
Oktar askere sevk edilmek istenmiş, 1993 yılında Eskişehir Hava Hastanesi'nden aldığı "askerliğe elverişli değildir" raporuyla askerlikten muaf tutulmuştur.[34] Oktar, paranoid şizofreni hastası olduğuna dair yedi farklı hastaneden rapor almıştır.[34] Adnan Oktar Vekili Avukat Kerim Kalkan ise Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin raporunu dayanak göstererek, Adnan Oktar'ın ruh sağlığına ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu iddia etmiştir.[35]

Adnan Oktar 18 Ağustos 2000 tarihinde bedelli askerlikten yararlanarak, öngörülen bedeli ödemiş ve askerlikten terhis edilmiştir.[35]

Uyuşturucu kullanımı iddiaları
Adnan Oktar hakkında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından kokain kullandığı iddiasıyla 10 Temmuz 1991 tarihinde dava açılmıştır. Açılan davada "delillerin şüpheli olduğu" ve "şüphelerin sanık lehine yorumlanması gerektiği" ilkesi uyarınca Yargıtay yolu açık olmakla birlikte 22 Şubat 1994 tarihinde beraatine karar verilmiştir. [kaynak belirtilmeli]

Çıkar amaçlı örgüt kurma iddiaları
12 Kasım 1999 tarihinde içlerinde Adnan Oktar'ın da bulunduğu, Bilim Araştırma Vakfı'na (BAV) mensup 85 kişi gözaltına alındı. Bir haftaya yakın bir süre İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde tutulan BAV mensupları, kendilerine bu süre içerisinde çok ağır fiziksel baskılar uygulandığını, önceden hazırlanmış bazı ifadelerin kendilerine zorla imzalatıldığını iddia ettiler.[kaynak belirtilmeli] Adnan Oktar BAV operasyonu sonrasında dokuz ay cezaevinde tutulmuştur. Çete oluşturmak ve tehditle menfaat sağlamak suçlamasıyla cezaevinde tutulan Adnan Oktar ve Ferit Develioğlu, müştekilerin çoğunun Emniyetteki baskı sonucu şikayetçi olmak zorunda kaldıklarını söylemeleri üzerine İstanbul DGM’de görülen duruşma sonunda tahliye edildiler.[kaynak belirtilmeli]İddialara göre gözaltına alınanların ailelerine, BAV yöneticilerinden şikayetçi olmaları şartıyla yakınlarının serbest bırakılacağı söylenmişti.[kaynak belirtilmeli]

BAV operasyonunun gece yarısı gerçekleştirilmesi ile ilgili eleştiriler üzerine dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, "Her şey kurallara göre yapılmıştır. Olay yargıya intikal etmek üzeredir. Onun için bu aşamada bir açıklama yapmayacağım. Şu kadarını söyleyeyim, Adnan hocanın yakalanması Apo'nun yakalanması kadar önemli. Bu adam, Apo kadar tehlikeli birisi." açıklamasını yapmıştır.[36]

Adnan Oktar ve bir grup müridi hakkında açılan "çıkar amaçlı örgüt kurma" davası, 24 Kasım 2005 tarihinde, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle düşürülmüştür.[37] Bununla birlikte Yargıtay 8. Ceza Mahkemesi sonradan bu kararı bozmuştur.[38] Bozma kararı neticesinde, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Oktar hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirmiştir.[39] Nisan 2008'deki duruşmada ise savcı Orhan Erbay, Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında beraat istemişti.[40] 9 Mayıs 2008'de Adnan Oktar, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, "çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek" suçundan 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.[41]

Oktar ile 17 sanığın yargılandığı davayı karara bağlayan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Adnan Oktar'ı "çıkar amaçlı örgüt kurmak ve yönetmek" suçundan lehine olan yeni TCK'nın 220. maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç yıl hapis cezasına mahkûm etti. Mahkeme heyeti, "adı geçen örgütün organize bir şekilde mahkemeyi baskı altında tutmak ve yargılamayı engellemek için görsel ve yazılı basına ilanlar verdiğini belirterek, mahkeme başkanı Salih Öztürk ve üye hakim Nuran Yalınbaş'a hakaret ve iftirada" bulunduklarını bildirdi. Mahkeme heyeti ayrıca, Oktar'ın fiilinden sonraki davranışları esas alınarak TCK'nın 62. maddesinde öngörülen indirimin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.[42]

Yahudi karşıtlığı (antisemitizm)
1986 yılında Adnan Oktar "Yahudilik ve Masonluk" adlı kitabını yayınladı. Bu kitapta Oktar, Türkiye'deki Yahudilerin ve masonların amacının, –kendisine göre "çarptırılmış Tevrat"ta da belirtildiği üzere– Türk halkının ruhânî, dînî ve ahlâkî değerlerini erozyona uğratmak ve onları birer hayvana döndürmek olduğunu iddia etti.[43][44] Yahudi ve masonların materyalist nedenlerle, evrim teorisini, dinsizliği ve ahlaksızlığı topluma empoze etmeye çalıştıklarını öne sürdü.[43]

Bu kitabın yayımlanmasından kısa süre sonra Adnan Oktar tutuklandı ve hapse atıldı. Daha sonra Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne transfer edildi. Burada 19 ay boyunca gözetim altında tutuldu.[45]

1995'te BAV "Soykırım Yalanı" adlı kitabı yayımladı.[46] Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.[47] Kitapta, Holokost olarak bilinen "Yahudi Soykırımı'nın yaşanmadığını, Yahudilerin, Almanların yenilmesi ile sonuçlanan II. Dünya Savaşı sonlarında yaşanan kıtlık ve tifüs salgını nedeniyle öldüklerini" iddia etti.[48]

1996'da ressam Bedri Baykam, Ankara'da yayınlanan Siyah-Beyaz adlı gazetede, bahsi geçen kitabı ve gerçek adını kullanmayan yazarını ağır şekilde eleştiren bir köşe yazısı yazdı. Bunun üzerine Adnan Oktar taraftarları tarafından Bedri Baykam hakkında dava açıldı. Dava devam ederken, aynı yılın Eylül ayında Bedri Baykam kitabın asıl yazarının Adnan Oktar olduğunu açıkladı.[47] Mart 1997'de dava geri çekildi.[49][50]

Oktar günümüzde antisemitizmin pagan ve Darwinist kökenleri olduğunu iddia etmektedir.[51] Eski Ahit ve Tanah'ın "şahıslar tarafından çıkar amaçlı değiştirildiğini" iddia etmekle beraber tüm Müslümanlara "diğer dinlerin mensuplarına karşı toleranslı ve dostça bir yaklaşım içerisine girmelerini" öğütlemektedir.[52]

2004 yılında, İsrail'deki Tel Aviv Üniversitesi Stephen Roth Enstitüsü yetkilileri, Adnan Oktar'ın diğer dinlerin mensuplarına yönelik hoşgörüsünün arttığını düşündüklerini açıklamış, kendisinin şu an "dinler arası diyaloğu artırmaya yönelik çalışmalar yaptığını" belirtmişlerdir.[53]

Kızıl İmamcılar
Ana madde: Kızıl İmamcılar
1990 yılında Adnan Oktar'ın grubundan ayrılan taraftarlarından bir kısmı "Kızıl İmamcılar" olarak tanınan topluluğu oluşturdular.[54] Topluluğun lideri "Kızıl İmam" lakabı ile bilinen Serhan Timuçin Çevik'tir.

Açtığı çeşitli davalar
Adnan Oktar ve cemaati, cemaate eleştirel yaklaşan İnternet sitelerine birçok dava açmışlardır. Nisan 2007'de Oktar, Ekşi Sözlük'ün sahiplerine karşı dava açmıştır. 17 Nisan 2007 günü sitede Adnan Oktar'a hakaret edildiği iddiası ile Eyüp 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, sitenin yayınının durdurulmasına[55] ve erişimin engellenmesine karar vermiştir. İlgili girişlerin silinmesi sonrasında Ekşi Sözlük kapatmaya itiraz etmiş[56] ve kararı kaldırtmıştır. Superpoligon.com Web sitesine erişim de Oktar'ın şikâyeti sonucu engellenmiştir.[57].

Ağustos 2007'de Oktar, WordPress.com sitesine Türkiye'den erişimi engelleyen bir mahkeme kararı çıkarttırmayı başarmıştır.[58][59]

Benzer biçimde bilgisayar güvenliği forumu Doctus.net, forumlarında Adnan Oktar ve cemaati hakkında yapılan tartışmalar sonucu kapatılmış ve adresini değiştirmek zorunda kalmıştır.[60] Bir diğer eleştirel site olan Adnanhocabizikapatsana.com'a da Türkiye'den erişim, mahkeme kararıyla engellenmiştir.

10 Nisan 2008 tarihinde Adnan Oktar tarafından yapılan bir dava başvurusu sonucunda Türkiye'den Google Groups sitesine erişim engellenmiştir.[61][62][63][64] 20 Temmuz 2008 itibarıyla yasak kaldırılmıştır.

Evrim teorisini savunan ve yaradılışçılığa karşı çıkan ünlü biyolog Richard Dawkins'in resmî sitesi www.richarddawkins.net sitesini kişilik haklarına saldırıldığı gerekçesi ile mahkemeye vermiş ve tedbir olarak Türkiye'den erişimini engelletmiştir. Dava hâlâ devam etmektedir.[65].

16 Ekim 2008 tarihinde Vatan gazetesine açtığı dava sonucunda gazetenin İnternet sayfasına erişimi engelletmiştir.[66]

Bibliyografya
Oktar'ın en önemli yayınlarından biri, Global Yayımcılık tarafından hazırlanan Yaratılış Atlası'dır.[67]. Kitap Fransızca'ya ardından İngilizce'ye tercüme edilip on binlerce kopyası ayrım gözetmeden Avrupa ve ABD'deki birçok okul, üniversite ve araştırma enstitüsüne gönderilmiştir.[68][69]. Kitapları teslim alan üniversitelerdeki birçok araştırmacıya göre evrime karşı kullanılan argümanların hiçbiri mantıksal değildir, evrim biyologu Kevin Padian'a göre ise Adnan Oktar, evrimin temelleri ve kanıtları hakkında hiçbir bilgiye sahip değildir.[6][7].

Kitabın Fransa'daki dağıtımı, Radikal İslâm hakkında geniş bir tartışma doğurdu.[6] Fransa Milli Eğitim Bakanı Gilles de Robien, "bakanlığın hazırladığı müfredat ile uyuşmayan" bu kitabın tüm okul kütüphanelerinden çıkarılması talimatını verdi.[70] Millî Eğitim Genel Denetleme Kurulu[71], Paris Üniversitesi'nde Evrimsel Biyoloji profesörü olan Hervé LeGuyader'dan kitabın detaylı analizini istedi. LeGuyader, "bu kitabın daha önceki çoğunluğu Anglosakson kökenli olan yaratılışçı girişimlerden çok daha tehlikeli olduğunu, hiçbir masraftan kaçınılmayan bu gösterişli çalışmanın ve yazarın izlediği yöntemin bilgisiz halk üzerinde oldukça etkili olabileceğini düşündüğünü" söyledi. Ayrıca kitaptaki bilimsel içeriğin "gülünç derecede yetersiz" olduğunu belirtti.[70] Fransız Millî Uzay Çalışmaları Merkezi'nden (CNES) Jacques Arnoult'a göre, BAV ve Adnan Oktar da tıpkı Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ICR gibi yaratılışçı argümanlarını oluştururken bölük-pörçük ve hatalı kaynaklar kullanmaktadır. Arnoult'a göre bu yazarlar evrimi savunan makaleleri de kullanmaktan çekinmemekte, ancak kısa alıntılar yaparak makalelerdeki bütünsel anlamı çarptırmaktadır. Ona göre bu durum çok zararlı sonuçlar doğuran entelektüel sahtekârlıktan başka bir şey değildir.[70][72]

Beste Kökdemir Kimdir? (Tatlı Küçük Yalancılar Açelya)

       beste kökdemir ile ilgili görsel sonucu


       29 Ağustos 1993 yılında Sinop’ta doğdu. Ailesi ticaretle uğraşıyor iki kardeştir. Haliç Üniversitesi Moda Tasarımı bölümünü kazanarak İstanbul’a yerleşmiştir. Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Bölümünü okumaya hazırlanmaktadır.

    beste kökdemir ile ilgili görsel sonucu
        İlk Defa “Çıplak Gerçek” dizisinden oyunculuk teklifi alarak bir dönemler Sta TV ekranlarında yayınlanmış olan Çıplak Gerçek dizisinde Yetkin Dikinciler, Derya Alabora gibi isimlerle başrolü paylaşmıştır. DiziOyunculari.Biz İlk dizisi olan “Çıplak Gerçek” dizisinde Hazal karakterini canlandıran güzel oyuncu ayrıca dizide Bob Marley’den ve Frank Sinatra’dan şarkılar söylemiştir. Beste Kökdemir oyunculuk dışında şarkıcılık, dans ve resimle de yakından ilgilenmektedir.

beste kökdemir ile ilgili görsel sonucu

Fiziksel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz; boyu 170 cm, 52 kilo, göz rengi ela, saç rengi koyu kahverengidir,

Twit kullanıcı Hesabı: @bstkokdmr

Beste Kökdemir‘in Oynadığı Diziler

Tatlı Küçük Yalancılar
Behzat Ç.
Çıplak Gerçek
Beste Kökdemir’in Fotoğrafları
Not Defteri